23 Nisan 2009 Perşembe

bayram

insanlar yanlış anlaşılmaktan değil, istemeyeceği sonuçlar doğuracak şekilde anlaşılmaktan kaçınır gibime geliyor sanki... geçen tuvalette geldi aklıma (bu da türk olduğumun kanıtı değil midir?)

özel günlerle doğum günleri çakışanları kelime oyunlarıyla bezenmiş şekilde kutlamaya çalışırım hep, 29 ekim cumhuriyet ve zeynep bayramı gibi. facebook'ta bir özel güne denk gelen aynı gün doğmuşsa, ikisine de üstteki uyarlamayı yapmak göze batar mı? dikkat çeker mi? evet'se sonuçları nasıl olur? 19 mayıs gençlik ve veli bayramın kutlu olsun, 19 mayıs deniz ve spor bayramı kutlu olsun??

günün videosu / klibi / şarkısı:


eskiden internetten bulur indirir arşivlerdik klip falan, şimdi bir aramaya bakıyor sadece... bu da vardı arşivimde, basit günlerdi.

işte öyle bir şey

normalde insanın hayalini falan kurmadığı, hatta aklına mümkün değil gelmeyecek olan şeyler, özellikle yaşandığı anda "hep hayalini kurduğum şeymiş buu!!" hissiyatı yaratır ya, çok severim o hissiyatı.

bugün sabah kendimi starbucks'ta kahvesini içerken newsweek okuyan adam konumunda buldum, "hep hayalini kurduğum şeymiş buu!!" diye bağırmak istedim, niye bilmiyorum... komik!

işte o "hep hayalini kurduğum şeymiş buu!!" dedirtici starbucks'ta kahvesini içerken newsweek okuyan adam pozisyonundayken bir haberle karşılaştım tarihte newsweek köşesinde: Entellektüelerin uyuşturucusu: LSD (sanki bir yazım hatası var burda, 'l' eksik gibi, neyse). derginin 1966'taki bi sayısının kapak konusuymuş. (bindokuzyüzaltmışaltı yazamayacağıma kanaat getirdim) haberin içinde geçen şu cümlemsiyi alıntılamak isterim;
"... (oysa uzmanlar, marihuana'nın "en sık görülen yan etkisinin hamilelik olduğunu" belirtiyordu)..."
şu cümlecik için anlattım tüm bunları...

21 Nisan 2009 Salı

oedipus

bazen günümü anlatabileceğim birisi olsun istiyorum hayatımda... anca annem oluyor o tabi şu aralar.

18 Nisan 2009 Cumartesi

heal!

"daha önce kesin bahsetmişimdir" diye düşündüm ama bahsetmemişim kırkaltı adlı güzide müzik grubundan. çok severim kendilerini, isimlerinin yaptığı çağrışım doğrultusunda rahatsızlar gibi biraz... fazla uzatmadan, önceden de çok sevdiğim, ama klibiyle hiç düşünmediğim anlamlar yüklenmiş güz bulutları adlı şarkının klibi:




malesef youtube

kısacık

haftaiçi her gün geç uyanmaya meyilli bir bünye bir cumartesi sabahı neden altıbuçukta uyanır, sorarım!

artık daha kısa ve daha sık yazıcam sanırım, en azından bir süre daha eğlenceli ve sürekli geldi, bakalım...

günün şarkısı: iced earth - i died for you (fizy) pek yeni değil ama geçenlerde denk geldim arşivimde, pek zevk aldım...

16 Nisan 2009 Perşembe

sabah sabah

ev arkadaşlarımdan biri sağolsun beni facebok'ta bir sayfaya hayran olmaya davet etmiş. (page, fan ve invite kelimelerini kullanacaktım da türkçe olsun dedim) sayfa morning sex, yani sabah seksi!! tam karşı odamda kalan adamın bana bunu yollamasının altında arayabileceğim milyon sebep geçti aklımdan, ancak buraya yazabildim işte... noluyo lan?!

yeni iş falan

bir yazı yazmaya başlamışım bundan iki hafta kadar önce, başlığını "dün bir bugün iki" diye koymuşum. bir kaç satır yazmışım, "onüç saatlik kısa süreli işsizliğim sonunda yeniden istihdam edildim, çok şenim, pek şenim, heleloy!" şeklinde. tabi sonra yarım bıraktım, ne o öyle işyerinde blog yazmak falan, sonra başlık uymadı, sonra vaktim olmadı, sonra internetim olmadı falan derken, geldik yine bugüne.

yeni işe başladım, şen ve mesudum, henüz çömezlikten kurtulamadım, gün geçmiyor ki yeni bir şeyler öğrenmeyeyim! iş saatlerimde bir kayma oldu, buna bağlı olarak sabah kalkma saatimi bir hayli öne almak zorunda kaldım, çok zorlanıyorum bazı sabahlar, tek kötü yan bu şimdilik, o da geçecektir diye tahmin ediyorum zamanla bünye alıştıkça falan.

yeni işyerimde bir arkadaşım var, garip bir adam, günde üç-beş litre su içiyor, ne zaman görsem elinde birbuçukluk su şişesi, bir acaip. ben de onun etkisinde kaldım, sıvı tüketimim arttı, çay kahve su bira derken sürekli bir tuvalete taşınma haline büründüm. uzun yol da yapmazdım eskiden, ev-iş arası yürüme mesafesiydi, ama artık öyle değil. alışkın değilim, "çıkmadan bir tuvalete selam çakayım, yolda sıkışıp zor duruma düşmeyeyim" gibi bir düşünce işlememiş biyolojime, işlediyse de zamanla silinmiş kullanılmaya kullanılmaya. her gün absürt yerlerde ığkh mığghk diye kıvranır oldum, hayat zor... (şimdi yazarken farkettim ki çok saçma bir hikayeymiş bu, niye paylaşıyorum ki, ama yazdım artık) çişteki mucize diye bi kitap vardı, ben de okumuştum zamanında, ilginç.

şimdilik bu kadar.

31 Mart 2009 Salı

sonny



searching for sonny tamamı dijital bir fotoğraf makinası ile (canon 5d mark II) çekilen, senaristliğini ve yönetmenliğini andrew disney'in yaptığı, eğer hedeflendiği gibi gösterime girebilirse türünün ilk örneği bir film. bir handycam vesilesiyle çekilen ve benzerlerinin izlediği the blair witch project gibi bir çığır açabilir, olay yaratabilir mi, göreceğiz... film çekme maliyetleri azalıyor böylece, yakında herkes kendi filmini çeker olacak gibi bir his var içimde.

30 Mart 2009 Pazartesi

nirvana'dan yazıyorum


Pink Floyd - Comfortably Numb



müthiş bir şey... çok eski de olsa, paylaşmadan duramadım!

25 Mart 2009 Çarşamba

may the force be with you!


star wars sever bir kişilik olduğum herkesçe bilinir (bilmiyorsanız öğrenin!), bugün bir yerlerde okudum ki tie fighter görünümlü webcam yapmışlar, hemen baktım ama çok kalitesiz görünüyor, bir de yüz dolarlık fiyat biraz (!) fahiş gibime geldi, çin işi japon işi bu şeye o kadar para vereceğime gider düzgün bir ışın kılıcı alırım bre! onların fiyatı da bu düzeyde az çok takip edebildiğim kadarıyla...

uygun ortam ve insanları bulabilsem de sinema haftasonları yapabilsem... tabi ilk olarak star wars günleri gelir, en son force ile bin türlü cinlik denenir gerçekten olacağı düşünülerek! kısmetse sonbahar kış gibi artık.

ikea araba yapıyormuş, artık yassı kutuda gelir de evde ingiliz anahtarıyla mı birleştiririz orasını bilemiyorum da... çok eğlenceli bir haber olarak geldi. tabi kesin bir nisan şakasıdır, zaten ikea böyle bir şeyi neden fransızca bir site üzerinden açıklasın ki... hakkında yazılan çizilenler de hep bu yönde zaten.

son teknoloji haberimiz de 1080p çözünürlükte video çekebilen (bildiğiniz full hd efem bu) canon marka, t1i model dslr olsun. yuh ulan!

sahip olduğum diğer bloglara çılgınlar gibi spam yağıyor şu aralar, her seferinde e-posta geliyor, her seferinde bir heyecanlanıyorum "amaney biri bişey yazdı aheyahey!" diye, içimde kalıyor sonra. açığ bakıyorum ne viagrası kalmış ne üniversite diploması.. ayıp, mazlum bir çocuğun duygularıyla bu kadar oynanmaz, oynanmamalı! (yorum yazın diye demiyorum, valla)

bi video log olayına girmek istiyorum (vlog kısacası sanırsam), gerekli ekipmanı yazılımı ortamı yaratırsam şayet kısa zaman zarfında. çok eğlenceli geliyor fikri dahi, tabi tüm yatırımı yapıp sonra kameranın karşısında ışık görmüş tavşan gibi kalakalmam da olasılık dahilinde. belgesel çekerim o zaman da artık ne yapalım... açılın, yeni ercik geliyor!

bugün internet gezginliği vasfımı yerine getirirken tesadüfen bulduğum bir şarkıyı paylaşmak istiyorum, kolerera kod adlı repçi kızımızın sen nasıl bir insansın adlı parçası, kesin dinlenmeli, sözlere özen gösterilmeli.

bu arada last.fm kullananlara kötü bir haber, ingiltere, abd ve kanada dışındaki tüm ülkelerden müzik dinleme imkanından faydalanmak için aylık dört dolarlık bir üyelik gerekecekmiş yakın zamandan itibaren. diğer özellikler bedava olarak devam edecekmiş yine, yani "vay bu hafta 186 rolling stones şarkısı dinlemişim, kopmuşum" diyebileceğiz yine de... zaten türkiye'nin internet bağlantısıyla zaman zaman kanser edici olabiliyordu radyosu, çok eksikliğini hissedeceğimi sanmıyorum kısa vadede, sonradan da "parası neyse veririz arkadaşım!"

çok link veriyorum gerçekten de, ellinci yazıya ulaştığımda bütün linklerimi istatistiki olarak değerlendirmeyi düşünüyorum, bedavadan yazı olur işte, fena mı?

günün şarkısı: led zeppelin - kashmir (fizy) malesef daha kaliteli bir kaydını bulamadım fizy aracılığıyla, bulursanız söyleyin değiştireyim, bulamazsanız benden mepeüçünü isteyebilirsiniz severseniz.