12 Temmuz 2009 Pazar

öbdüm!

en azından bir dönem sıklıkla aynı arkadaş ortamında bulunmuş, ama o ortam dışında ayrıca hiç görüşmemiş olan insanların uzun zamandır görüşmedikten sonra bir yerde denk geldiklerinde birbirlerine "tamam canım/abi/birader en kısa zamanda görüşelim! yarın müsait misin hatta bak?" demelerini garipsesem de sıklıkla uyguladığımı farkettim. az önce öyle bir arkadaşıma yaptım, gerçekten buluşursak neden bahsedebiliriz bilmiyorum açıkçası...

20 Haziran 2009 Cumartesi

ritüel mitüel

(kaldığımız yerden)

cumartesi günleri tam bir ritüel günü benim için, özellikle de ilk yarısı... bir kere sabah dokuzbuçuk-on gibi kalkarım, önceki akşam genellikle çılgın atıldığından günüme alka seltzer ile başlarım (konuyla ilgili kirpikin yazdığı şu yazıya yönlendirmek istiyorum), önceki akşam eve geldiğimde başladığım ve yarım bıraktığım bir dizi bölümü vardır kesin, o bölümü bitiririm. sonra bir evden çıkarım, takarım mepeüççalarımı, en sertinden metalinden bir parça açarım (şu aralar finli metal tanrıları stratovarius aşkım yüceldi yine) başlarım yürümeye. murat muhallebicisinden iki ev poğaçası, onun yanına starbucks'tan günün kahvesi, en büyüğünden, yarım litre falan... işte kahvaltı!! ritüel bu kadar, yeterli kanımca...

farkettim ki türk kası olarak da bilinen, benim yumuşak kas demeyi tercih ettiğim, açık sözlü olmak gerekirse "göt göbek" miktarım kontrolsüz olarak artmış son dönemde, sakalımı kesince ortaya çıkan gıdım ve olmamaya başlayan gömleklerim en önemli ipuçlarım oldu... velhasıl, yediğime içtiğime dikkat etmeye karar verdim. salata falan yiyorum, yanımdaki kız kişi kaşarlı dürüm döner yerken ben kepek ekmeğine beyaz peynirli tost falan söylüyorum, kız üçte birim kadar olduğundan garsonların garip bakışlarına maruz kalıyorum. çay ve kahveyi şekersiz içiyorum, içmeye çalışıyorum, arkadaşım şekersiz çay nasıl bişey ya?! ben alışmışım üç şekerli içmeye, içindeki çay pek belirgin olmuyormuş.. diyorlar ki "bir alıştın mı bırakamazsın" peki ben alışmak istemiyorsam? sakarin falan da istemiyorum, ben kimyasal'a karşıyım! bakalım nereye kadar gidecek bu böyle...

tanıştığı her kadında bir kadını aramak ne boktan, kötü bir olaymış! bulamayınca bir hayal kırıklığı falan...

cumartesi sabahı dokuzda inşaat işleri yapan alt komşumuzu da huzurlarınızda kınamak istiyorum, kınıyorum!

günün şarkısı: stratovarius - infinity (fizy) bu sabahın şarkısı işte... bkz: yukarlarda

14 Mayıs 2009 Perşembe

ne varsa

bazı müzik türlerinde yeni eserler asla gerçekçi gelmiyor bana nedense... çok havada kaldı bu cümle, efem şöyle ki, ikibinli yıllarda yazılmış bir türk sanat müziği eseri ne kadar olabilir, bir caz eseri ne kadar eser olabilir... bilemiyorum, belki bana öyle geliyordur, ama bazı müzik türlerinde ne varsa eskilerde var arkadaşım!

29 Nisan 2009 Çarşamba

oh it's what you do to me...

günün şarkısı: plain white t's - hey there delilah (fizy) bir arkadaşımın facebook iletisinde gördüm ilk, dinledim, uzun zamandır yeni bir şeyler bulamıyorum müzikal olarak dişe dokunur derken ilaç gibi geldi... oh it's what you do to me...

evet sırf bunun için yazdım bu yazıyı da!

23 Nisan 2009 Perşembe

bayram

insanlar yanlış anlaşılmaktan değil, istemeyeceği sonuçlar doğuracak şekilde anlaşılmaktan kaçınır gibime geliyor sanki... geçen tuvalette geldi aklıma (bu da türk olduğumun kanıtı değil midir?)

özel günlerle doğum günleri çakışanları kelime oyunlarıyla bezenmiş şekilde kutlamaya çalışırım hep, 29 ekim cumhuriyet ve zeynep bayramı gibi. facebook'ta bir özel güne denk gelen aynı gün doğmuşsa, ikisine de üstteki uyarlamayı yapmak göze batar mı? dikkat çeker mi? evet'se sonuçları nasıl olur? 19 mayıs gençlik ve veli bayramın kutlu olsun, 19 mayıs deniz ve spor bayramı kutlu olsun??

günün videosu / klibi / şarkısı:


eskiden internetten bulur indirir arşivlerdik klip falan, şimdi bir aramaya bakıyor sadece... bu da vardı arşivimde, basit günlerdi.

işte öyle bir şey

normalde insanın hayalini falan kurmadığı, hatta aklına mümkün değil gelmeyecek olan şeyler, özellikle yaşandığı anda "hep hayalini kurduğum şeymiş buu!!" hissiyatı yaratır ya, çok severim o hissiyatı.

bugün sabah kendimi starbucks'ta kahvesini içerken newsweek okuyan adam konumunda buldum, "hep hayalini kurduğum şeymiş buu!!" diye bağırmak istedim, niye bilmiyorum... komik!

işte o "hep hayalini kurduğum şeymiş buu!!" dedirtici starbucks'ta kahvesini içerken newsweek okuyan adam pozisyonundayken bir haberle karşılaştım tarihte newsweek köşesinde: Entellektüelerin uyuşturucusu: LSD (sanki bir yazım hatası var burda, 'l' eksik gibi, neyse). derginin 1966'taki bi sayısının kapak konusuymuş. (bindokuzyüzaltmışaltı yazamayacağıma kanaat getirdim) haberin içinde geçen şu cümlemsiyi alıntılamak isterim;
"... (oysa uzmanlar, marihuana'nın "en sık görülen yan etkisinin hamilelik olduğunu" belirtiyordu)..."
şu cümlecik için anlattım tüm bunları...

21 Nisan 2009 Salı

oedipus

bazen günümü anlatabileceğim birisi olsun istiyorum hayatımda... anca annem oluyor o tabi şu aralar.

18 Nisan 2009 Cumartesi

heal!

"daha önce kesin bahsetmişimdir" diye düşündüm ama bahsetmemişim kırkaltı adlı güzide müzik grubundan. çok severim kendilerini, isimlerinin yaptığı çağrışım doğrultusunda rahatsızlar gibi biraz... fazla uzatmadan, önceden de çok sevdiğim, ama klibiyle hiç düşünmediğim anlamlar yüklenmiş güz bulutları adlı şarkının klibi:




malesef youtube

kısacık

haftaiçi her gün geç uyanmaya meyilli bir bünye bir cumartesi sabahı neden altıbuçukta uyanır, sorarım!

artık daha kısa ve daha sık yazıcam sanırım, en azından bir süre daha eğlenceli ve sürekli geldi, bakalım...

günün şarkısı: iced earth - i died for you (fizy) pek yeni değil ama geçenlerde denk geldim arşivimde, pek zevk aldım...

16 Nisan 2009 Perşembe

sabah sabah

ev arkadaşlarımdan biri sağolsun beni facebok'ta bir sayfaya hayran olmaya davet etmiş. (page, fan ve invite kelimelerini kullanacaktım da türkçe olsun dedim) sayfa morning sex, yani sabah seksi!! tam karşı odamda kalan adamın bana bunu yollamasının altında arayabileceğim milyon sebep geçti aklımdan, ancak buraya yazabildim işte... noluyo lan?!